Anadolu Sırtlanı

Herhangi bir telefondu çalan –en azından o anda ben öyle olduğunu sanmıştım. Ancak telefondan yükselen ses, sıradışı bir heyecanla karşımdaydı: “40 yıldır görülmeyen,‘yok olmuş’ bir hayvan bulundu” dedi, telefondaki gazeteci. “Yani?”

Artık heyecanlanma sırası bendeydi.Konuşmanın gidişatı heyecanımı azaltmadıysada, olayın şaşılacak bir yönü –enazından benim açımdan- artık kalmamıştı.Sözü edilen hayvan sırtlandı. Bilimsel çevreler genelinde yakın döneme dek nesli tükenmiş ya da tükenmekte olan bir tür olarak değerlendirilen; ancak, gerek görüldüğü bölgelerdeki yerel halk, gerekse sırtlanlar üzerinde çalışmalarını sürdüren WWF Türkiye tarafından, halen ülkesınırları içinde varlık gösterdiği ısrarla savunulan sırtlan.Gazetecilerden gelen telefon zinciri gün içinde de sürdü. Ve olayın içyüzü yavaş yavaş aydınlamaya başladı. Her şey, jandarmaya gelen bir ihbar sonucu Hatay’ın Altınözü ilçesine bağlı Çetenli köyünde yaşayan Mustafa Seçen’in 7 Ocak 2004 tarihinde gözaltına alınmasıyla başlamıştı. 46 yaşında,altı çocuk babası olan Seçen, evinde, iki hafta önce yakaladığı bir çizgili sırtlan (Hyaenahyaena) saklıyordu. Ve neredeyse bütün köy,Seçen’in evinin önünde kuyruk olup esaret altındaki hayvanı bu kez ‘çok yakından’ görmüştü.Köylüler, zaten doğada var olduğunu bildikleri bir hayvanı evine kadar taşıyıp sergileyen Seçen’e büyük ilgi göstermişti. Ama ünü köylülerle sınırlı kalmayacak ve o, birgün bile geçmeden Türkiye’nin gündemine ‘yok olmuş’ bir hayvanı yakalamış isim olarak oturacaktı.Olay artık basına yansımıştı.Kamuoyu, resmi makamlar ve üniversitelerden uzmanlar konuya büyük ilgi gösterdi. Denklemin halkaları yavaş yavaş çözüldü ve çok geçmeden Seçen’in daha önce de üç sırtlan yakalayıp Gaziantep Hayvanat Bahçesi’ne verdiği ve bu sırtlanlardan ikisinin hâlâ hayvanat bahçesinde bulunduğu ortaya çıktı. Üçüncü sırtlan ise –Seçen’in anlatımına göre– hayvanat bahçesinde ölmüştü. Olay gitgide ilginçleşiyordu.

Jandarma, Hatay’da sırtlanı Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından 2000 yılında basılan Türkiye Memelileri Posteri’ni kullanarak teşhisetmiş; Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne haber vermişti. Seçen gözaltında çok kısa süre kaldıysa da, yakaladığı sırtlanlar artık Türkiye genelinde mercek altındaydı.

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü bünyesinde bir ekip hiç zaman yitirilmeden Ankara’dan Hatay’a gönderilmiş veTürkiye’nin “ilk” çizgili sırtlan ekibioluşturulmuştu: Ercan Yeni yönetimindeki fotoğrafçı Aykut İnce, yaban hayat uzmanı Bekir Çetin, veteriner Hasan Emir ve ekibin ulaşımından sorumlu Mustafa Köse. Ekip, Hatay’daki çalışmalarına henüz başlamışken bu kez Gaziantep Hayvanat Bahçesi’ndeki iki sırtlanın da –Safiye ve Saffet– ortaya çıkmasıyla Gaziantep’e yönelmiş ve ben de işte bu aşamada –Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün görevlendirmesiyle– Gaziantep’te bulunan bu ekibe dahil edilmiştim.

Görevlendirilmemin hemen ertesinde, sabahın erken saatlerinde Gaziantep’teydim… Çizgili sırtlan araştırmasının Gaziantep ayağı, İl Çevre Müdürlüğü koordinasyonu altında sürdürülecek ve Şube Müdürü Hüseyin İnce’nin odası, karargâhımız olacaktı. Buarada, daha önce Hatay’a gönderilmiş olan ilk sırtlan ekibi de ben henüz kente ulaşmadan Gaziantep’te çalışmalarına başlamıştı.Sırtlan operasyonu, bu aşamadan itibaren iki ayaklıydı veGaziantep’teki ekip olarak Doğa Koruma ve Milli Parklar GenelMüdürlüğü’nün merkezindeki (Ankara) Mustafa Akıncıoğlu ile sürekli irtibat halindeydik.

Esaret altındaki hayvanların serbest bırakılması konusunda en doğru kararı almak için sürekli toplantı yapıyor, atılabilecek adımları ve her bir adımın avantaj ve dezavantajlarını değerlendiriyorduk.

Gazianteplilerin bir bölümü, çoktan sırtlanlara sahip çıkıp, “bu hayvanlar bizim”demeye başlarken, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün hedefi de olayın çizgili sırtlanlar açısından en doğru şekilde çözülmesiydi. Hayvanat bahçesi yetkilileriise, “Bu hayvanlar bir seneden beri buradalar. Şimdi bırakırsak doğaya uyum sağlayamayacaklar, hayvanat bahçesinde daha iyi bakılıyorlar”görüşünü savunuyordu. Ve bu kez deTürkiye’nin gündemini, bir yılı aşkın birsüredir hayvanat bahçesinde tutulan iki sırtlanın doğaya salınıp salınmaması tartışması biçimlendiriyordu.

Çalışmalarımızı ilgiyle izleyen vatandaşlardan biri, “Vahşi hayvan. Zararlı. Zatenbir yıldır buradaymışlar. Bırakın kalsınlar” demişti bana. Bir diğeri de sırtlanın gündemi zorlamasını anlamakta zorlanıyordu: “Niye karışıyorsunuz şimdi? Neden bu hayvana bu kadar değerveriliyor anlamıyorum.” Yaşlı bir amcanın görüşü ise hepsinden daha sertti, “Ne tantana çıkarıyorsunuz ki!”

Aslında yaygın kanıları anlamak o kadarda zor değildi. Örneğin bir çoban eğer kurtlar yüzünden koyunlarını kaybediyorsa, koruma çalışması onun için pek de bir anlam ifade etmez.Onun açısından zararlı bir hayvanın korunmaya çalışılması, anlayabileceği bir şey değildir. Hayvanları zarar gören bir çobanın bu tepkisi anlaşılabilir belki. Ama asıl sorun böyle düşünen çobanlar değil, sırtlanın zararlı bir hayvan olduğu yolundaki genel kanı.

   

Sırtlan

Makalenin tamamını National Geographic dergisinin sayfalarında bulabilirsiniz.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...

Benzer Resimler

“Anadolu Sırtlanı” için 4 Yorum yapılmış.


  1. 1 ömer sönmez

    anadolu sirtlani urfanin halfeti, birecik ilcelerinin ucsuz bucaksiz arazilerindede yasamaktadir bunu yöre halki cok iyi bilmektedir.geceleri dagda dolasan bu hayvanlar bölgemizde simdiye kadar hicbir insana zarar vermemistir.

  2. 2 ali büyükçam

    1990 senesine kadar izmir foçadada vardı.birkeresinde çok yakınımdan bagırdı.şimdilerde ne görüyoruz ne sesini duyuyoruz

  3. 3 burak

    adıyamanda besni ilçesi sayören köyü yakınlarında halkımız tarafından görüldüğü söyleniyor.

  4. 4 muhammed

    çizgli sırtlan bireciğin tilek köyündedir hala

Yorum yapın